Bir yabancı dilin tamamını bilmek şöyle dursun, insan kendi anadilinin bile tamamını bilemez. Dil öğrenmede asıl olan, kişinin kendisine lazım olanı akıcı bir şekilde öğrenmesidir.
Anadilim gibi öğrenebilecek miyim?
Anadil kullanmak, kendi organlarımızı kullanmak gibidir. Yabancı dil kullanmak ise, protez bir organı kullanmaya benzer. Öğrenilen yabancı dilin konuşulduğu ülkede uzun süre kalanların bile, ana dilin tesirinden kurtulamadıkları bir gerçektir. Hedeflerimizi imkansızı istemek olarak tayin etmek, hayal kırıklığı yaşamamıza sebep olur. Yapamayacaklarınız, yapabileceklerinize engel olmamalıdır.
Ne kadar zamanda öğrenebilirim?
Dil öğrenmenin kesin bir süresi olmalı şeklindeki düşünce yanıltıcı olmaktadır. Dil sonu olan bir olgu değildir. Sonu olmayan bir şeyin tamamı öğrenilemeyeceği gibi, bunun için süre tayin etmekte çözümsüzlük ve neticede yılgınlık doğurur. Buna ilaveten kişilerin farklılıkları, konuya verecekleri önem ve emek süreyi uzatır yada kısaltır. Dil öğrenmek maraton koşmaya benzer. Kendimize lazım olanı canlı tutarak bildiklerimizi muhafaza etmek en akıllıcası olacaktır.
Hangi metotları kullanıyorsunuz?
Dil öğrenimi ile ilgili olarak 10'dan fazla metottan bahsedilmektedir. Özellikle kitaplar bu metotlara göre yazılmaktadır. DELTA Akademi Dil Kursu olarak seçtiğimiz kitaplar, en son metotlara göre hazırlanmış kitaplardır. Bu kitaplarda okuma-anlama, dinleme-anlama, yazma ve konuşma becerileri kazandırmak hedeflenmektedir. Hangi metot kullanılırsa kullanılsın mutlaka öğrenim olmaktadır. Asıl olan, dil öğrenen kişinin göstereceği gayret, azim ve sabırdır.
Türkiye şartlarında dil beceri gelişimi nasıl olur?
Unutulmamalıdır ki; Türkiye, sokağında, pazarında ve çarşısında İngilizce konuşulan bir ülke değildir. Dil öğrenen kişilerin yabancı dilde en kolay ulaşabileceği kaynaklar ise kitaplardır. Hatırda tutulması gereken diğer bir husus ise kitapların elde ediliş ve kullanımının diğer kaynaklara nazaran daha kolay olmasıdır. Bu bakımdan kitap okuma ağırlıklı bir eğitim kişinin dil becerilerinde daha kalıcı gelişimler sağlayacaktır. Ünlü İngiliz Edebiyatı Profesörü Mina Urgan, BİR DİNAZORUN ANILARI adlı kitabında “ Bir dil fukarası olmamın nedeni, Türkçe kitap okumamamdı elbette. Öğrencilerime sabahtan akşama kadar söylediğim gibi, bir dili ancak okuyarak gerçekten öğrenebilirsiniz. ” demektedir.
İngilizcenin anadil ya da ikinci dil olmadığı bir ülkede, bu dili öğrenirken en çok zorlanılan husus, konuşma pratiği yapma olanağını elde etmenin çok zor olmasıdır. Bundan dolayıdır ki dil becerilerinin içinde en son gelişenin ve en çabuk kaybedilenin konuşma becerisi olduğu gerçeği asla unutulmamalıdır.
Yabancı dili isabetli kullanmak için okumak en etkili yöntemdir. İyi yazmak, konuşmak ve gerekli kelime dağarcığına sahip olmak çok okumakla mümkün olabilmektedir. Okurken de, kendi anadilimiz ile öğrenmekte olduğumuz yabancı dil arasındaki mantık ve kullanım farkına da dikkat ederek o dili öğrenmeye gayret etmeliyiz. Kısacası yabancı dil öğrenme hızımızı artırmanın ve öğrendiklerimizin kalıcı olmasının yolu, çok okumak, çok dinlemek, çok yazmak ve bol bol pratik yapma fırsatı oluşturma gayreti içinde olmaktır. Bu gerçeği kabullendiğimiz takdirde, dil öğrenmek gibi uzun soluklu bir yolda, hayal kırıklığı yaşamadan hedefimize ulaşabiliriz.
|